Şimdi süslenip püslenmişsin, çok güzel olmuşsun. Seni gören hayran kalıyor. Belki artık herkes sana hayranlıkla bakıyor, belki benden çok daha zengin, çok daha yakışıklı adamların çıktığı defilelerin dünyasında sen de yer alıyorsun. Ama ben senin o küçük, masum, saf hâlini bilirim. Ben seni öyle sevmiştim. Ben senin bugünkü güzelliğine, şöhretine ya da kimlerin sana hayran olduğuna âşık olmadım. Ben senin henüz değişmediğin, hayatın seni bugünkü insana dönüştürmediği zamanlardaki hâlini sevdim. Kimsenin belki de artık göremediği o masum yanını… Ben seni 15 yaşımda sevdim. Seninle 18 yaşıma kadar büyüdüm. Çocukluğumun en güzel yıllarını, ilk hayallerimi, ilk heyecanlarımı ve kalbimin en saf hâlini seninle yaşadım. Bir gün seninle evleneceğimi hayal ettim. Seni gelinlik içinde görmeyi, karşında damat olarak durmayı, bir ömür seninle yaşamayı düşledim. Belki de geleceği düşünürken seni hep yanımda sandım. Çünkü ben seni yalnızca bugünüme değil, yarınıma da koymuştum. Ama sen beni yanlış anladın. Kendimi anlatabilmek için çok uğraştım. Anlaşılmak istedim, çabaladım, belki defalarca içimdekileri anlatmaya çalıştım. Ama olmadı. Bir zamanlar beni tanıdığını düşündüğüm insanın beni anlayamaması, içimde tarif edemediğim bir yara bıraktı.
Sen de içini dök, binlerce itiraf seni bekliyor
Ücretsiz üye ol; tepki ver, yorum yap, itiraf paylaş — hep anonim kalırsın.